28 Aralık 2012 - 20:30

Emekli Tuğgeneral Eslen, “Kürecik’e radar sisteminin yerleştirilmesi, Türkiye’nin 21. yüzyıl başlarında verdiği en ciddi ve en yanlış jeopolitik karardır. Bu kararla Türkiye yeniden jeopolitik konumunu ve tarafını tanımlamıştır” dedi...

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Emekli Tuğgeneral Nejat Eslen, 2012 yılında Türkiye’nin bölge politikalarını ve Türkiye’de askerin konumunu Yeniçağ Gazetesi’ne değerlendirdi. İşte Eslen Paşa ile söyleşimiz:

* 2012 yılının Kürecik tartışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kürecik’e radar sisteminin yerleştirilmesi Türkiye’nin 21. yüzyıl başlarında verdiği en ciddi ve en yanlış jeopolitik karardır. Bu kararla Türkiye yeniden jeopolitik konumunu ve tarafını tanımlamıştır. Türkiye ABD ile ve NATO ile birlikte İran’a, Rusya’ya ve Çin’e karşı taraf olmuştur. Bu karar çok ciddi riskler taşımaktadır. Kürecik sınırını değerlendirirken aynı zamanda Patriotları da bu değerlendirmenin içerisine almak gerek.

* Patriotları da değerlendirmelerin içerisine katarsanız nasıl bir tablo çıkacak ortaya?

Güney sınırımıza yerleştirilecek olan patriotlar yerleşeceği yerlere ve füzelerin balistik füzelere karşı savunma menzillerine baktığımızda bunların Türkiye’yi ve Türk halkını değil, Kürecik radarını ve yine ABD’nin Kürecik üssünü korumayı amaçladığı ortaya çıkmaktadır. Patriot sistemlerinin balistik füzelere karşı etkili menzili 20 kilometredir. Suriye’den füzeler atılsa bu füzeler bizim topraklarımız üzerinde vurulacak demektir. Kimyasal füzelerdeki serpinti Türk halkının üzerine düşecek. Patriotların amacı bunu önlemek değil. Bu tedbir İran’a karşı alınmış bir tedbir. İncirlik’i ve Kürecik’i korumak için İran’a karşı alınmış bir tedbir.

* Milli Savunma sisteminin olmaması, Kürecik hatası da eklenince bunun bedeli ne olacak?

Kürecik’te radarın olması, patriotların güneye yerleşmesi ve çatışma riskinin giderek artması Türkiye’yi bir cephe ülke haline getiriyor. NATO, Türkiye’nin güneyine yerleşiyor. NATO’nun Türkiye’nin güneyine yerleşmesi demek ABD’nin Türkiye’nin güneyine yerleşmesi demek. Buna gerek var mı? NATO’nun stratejisine göre NATO’nun görevleri artık dünyanın herhangi bir yerinde olabilir, dolayısıyla NATO Ortadoğu’da da kullanılabilir. Patriot sisteminin kurulmuş olması, Kürecik sisteminin kurulmuş olması NATO’nun önümüzdeki döneminde olası bir İran savaşında otomatikman devreye gireceği anlamına gelir. Türkiye de burada İran’a karşı bir cephe ülke olma potansiyeli taşıyor.  Biz cephe ülke olmaya başladık, ben burada çatışma potansiyelinden söz ediyorum. İran’a karşı yarın bir müdahale olursa Türkiye kendisini savaştan soyutlayamaz.

Türkiye’nin hesap hatası

* Suriye meselesi bu kadar gelişmenin içerisinde nasıl bir seyir izledi?

Obama’nın stratejisi Orta Doğu’daki sorunların çözümünde doğrudan müdahaleden çok Libya’da olduğu gibi bölgedeki ittifak ve ortaklıklarla sorunlara çözüm getirmek istiyor. Suriye Türkiye’nin komşusu olduğu için bu ülkedeki sorunların çözümünde ABD başta Türkiye’nin inisiyatif kullanmasını istedi. Türkiye’nin hesap hatası Suriye’deki gelişmelerin Libya ve Mısır’daki gibi hızlı olacağını ve Müslüman Kardeşler’in kısa zamanda Suriye’nin tamamına hakim olacağını düşündü. Bu gerçekleşmedi. Esad muhaliflere dışarıdan yardım gelmesine rağmen direniyor. Gelinen noktada Suriye kaos içerisinde. Türkiye ABD’nin isteklerinden önce davranmaya başladı. Bölgede uçuşa yasak bölge kurmak istedi. ABD’deki seçimlerde gündeme gelince ABD Türkiye’yi frenledi. Türkiye’nin ister kendi inisiyatifiyle olsun, ister ABD’nin yönlendirmesiyle olsun Suriye’nin içişlerine karışması büyük yanlış. Türkiye’deki yönetim ise Suriye’de daha fazla inisiyatif kullanmaya istekli görünüyor. Suriye’ye müdahale Türkiye’ye bedel ödetir.

* ABD Suriye’ye müdahale eder mi?

ABD Suriye’ye müdahale etmez.

Böyle çelişki olmaz

* Terörle mücadelede bölge gelişmelerini dikkate alırsak bundan sonra ne yapılmalı? 

Burada Türkiye’nin Irak politikasına da bakmak gerekir. Merkezi yönetimle hasmane bir tutum içersine girilirken aynı zamanda Barzani ile sıcak ilişkiler kurularak buradaki enerji batıya aktarılmak isteniyor. Türk iş adamları yatırım yapıyor. Kandil’i unutuyoruz ama Kandil Barzani’nin sorumluluğunda. Türkiye’nin Kürtçülük meselesine bakışında gariplik var. PKK ile Türkiye sınırları içerisinde silahlı mücadele ediyoruz. PKK’yı Kuzey Irak’ta kendi topraklarında barındıran Barzani ile iyi ilişiklerimiz var. Suriye’nin kuzeyindeki Kürtlerin palazlanması ise bizi tedirgin ediyor böyle çelişki olmaz. 3 ayrı Kürt yapısına 3 ayrı tavrımız var, bu çelişkili bir strateji. Bu Barzani’nin PKK’nın bölgede çıkarılması konusunda bir gayreti yok ama bizim dostumuz oluyor bu çelişki. Tarihi süreç Orta Doğu’da bir Kürt devletinin kurulmasına doğru gidiyor. Kurulacak Kürt devletinin çekirdeğini Barzani bölgesi oluşturacak. Bu güneydoğu Anadolu bölgesine ve Suriye’nin kuzeyine doğru yayılacak. Bu istikamette planlar ve eğilimler olduğunu bilmemiz gerekir. Barzani de bunu açıktan söylerken biz beynimizi buzdolabına mı koyduk? Bizim kafamız çalışmıyor mu?  Türkiye’deki medya başta olmak üzere yapılan tüm tartışmalar bu konuda 2030 küresel eğilimler raporuna hizmet ediyor.